Avukatlar İçin Web Sitesi: Reklam Yasağına Takılmadan Neler Yazılabilir?
Avukatlara satılan SEO ve reklam paketlerinin bedelini 2024'ten beri ajans değil, disiplin soruşturmasıyla avu
Trendyol, Hepsiburada ve Amazon'da komisyon, kampanya indirimi ve kargo payı düşüldükten sonra bazı ürünlerden elinize neredeyse hiçbir şey kalmayabilir. Kendi sitenizde komisyon yok, ama ziyaretçiyi de aylarca kendiniz getireceksiniz. Hangi ürünle başlamak en mantıklısı?

Ürünlerinizi bir süredir Trendyol, Hepsiburada ya da Amazon gibi bir pazaryerinde satıyorsunuz. Siparişler geliyor ama her satıştan kesilen komisyonu, kampanya dönemlerinde fiyat düşürme baskısını ve müşterinizle doğrudan iletişim kuramamayı giderek daha çok hissediyorsunuz. Bir yandan da "kendi siteni aç" tavsiyesi geliyor, ama site açıldığında siparişlerin oraya da gelip gelmeyeceğini bilmiyorsunuz.
Bu yazıda iki yolu karşılaştırıyoruz: hangi işletme için pazaryerinin daha doğru olduğunu, hangi durumda kendi sitenin gerektiğini ve ikisini birlikte yürütmenin nasıl planlanacağını. Bazı işletmeler için pazaryerinde kalmak en iyi karardır ve bunu da açıkça yazacağız.
Pazaryeri, birçok satıcının ürünlerini aynı çatı altında sattığı büyük bir alışveriş sitesidir. Müşteriyi pazaryeri getirir, ödemeyi pazaryeri alır, siz ürünü listeler ve kargoya verirsiniz. Karşılığında her satıştan komisyon ödersiniz ve pazaryerinin koyduğu kurallara uyarsınız.
Kendi e-ticaret siteniz ise alan adı, tasarımı ve müşteri listesiyle size ait bir mağazadır. Komisyon ödemezsiniz ama müşteriyi getirmek, ödemeyi almak, iade ve müşteri sorularıyla ilgilenmek de sizin işiniz olur. Kısacası pazaryerinde müşteriyi kiralarsınız, kendi sitenizde müşteriyi kendiniz bulursunuz.
Telefon kılıfı, mutfak gereci ya da spor ayakkabı gibi insanların doğrudan ürün adıyla aradığı ürünlerde müşteri, hangi satıcıdan alacağını çoğu zaman pazaryerinin içinde karar verir. Bu aramalar pazaryerinin içinde döner ve yeni açılmış bir sitenin bu müşteriye ulaşması uzun zaman alır.
Hangi ürününüzün satacağını, hangi fiyatın kabul göreceğini ve iade oranının ne olacağını henüz bilmiyorsanız, pazaryeri bunu öğrenmenin en hızlı yoludur. Site yaptırmadan, reklama para harcamadan gerçek müşteri tepkisi görürsünüz. Kendi sitenizi açmaya karar verdiğinizde de elinizde hangi ürünle başlayacağınızı gösteren bir satış geçmişi olur.
Kendi sitenizde müşterinin her sorusu, her iade talebi ve her ödeme sorunu doğrudan size gelir. Pazaryerinde bu süreçlerin bir kısmını platform yürütür. Siparişleri hazırlayan ve kargoya veren kişi aynı zamanda telefonlara bakıyorsa, ikinci bir satış kanalı açmadan önce bu yükü kimin taşıyacağını düşünün.
Google'da markanızın adını yazıp sizi arayan müşteriler varsa, bu müşterilerin pazaryerindeki mağazanıza düşüp yanınızda rakip ürünler görmesi kayıptır. Bu kişiler zaten sizi seçmiştir ve onları kendi sitenizde karşılamak, hem komisyon ödemeden satış yapmanızı hem de markanızı rakiplerin gölgesinden çıkarmanızı sağlar.
Kahve, kozmetik, evcil hayvan maması ya da sarf malzemesi gibi düzenli tüketilen ürünlerde aynı müşteri defalarca alışveriş yapar. Pazaryerinde bu müşterinin iletişim bilgileri genellikle sizinle paylaşılmaz ve her siparişte yeniden komisyon ödersiniz. Kendi sitenizde ise müşteriye yeni ürün, kampanya ya da hatırlatma mesajı gönderebilirsiniz. Tekrar eden satış ne kadar fazlaysa, kendi sitenin getirisi de o kadar artar.
Komisyon, kargo payı ve kampanyalara katılım için yapılan indirimler toplandığında, bazı ürünlerde satıştan neredeyse hiçbir şey kalmayabilir. Ürün bazında hesap yapın: Pazaryerinde satılan bir üründen elinize gerçekte ne geçiyor? Bu hesabı yapmadan kendi siteye geçmek de, pazaryerinde kalmak da tahmine dayalı bir karar olur.
El yapımı ürünler, ölçüye göre üretilen mobilyalar, teknik bir ürün ya da kullanım şekli açıklanması gereken bir cihaz, pazaryerinin standart ürün sayfasına sığmayabilir. Kendi sitenizde ürünün nasıl yapıldığını anlatan bir sayfa, kullanım videosu ya da sık sorulan sorular bölümü koyabilirsiniz. Müşteri ürünü anladığında fiyat karşılaştırması da daha az belirleyici olur.
Komisyon oranı herkesin bildiği kalemdir, ama pazaryerinde satış yapmanın başka maliyetleri de vardır.
Kampanya dönemlerinde görünür kalmak için indirime katılmanız beklenir. Katılmadığınızda ürününüz arama sonuçlarında geriye düşebilir. Pazaryeri içinde öne çıkmak için reklam vermeniz gerekebilir ve bu reklam bütçesi komisyonun üzerine eklenir.
Aynı ürünü satan başka satıcılarla aynı sayfada fiyat yarışına girersiniz. Platform kurallarını değiştirdiğinde, örneğin kargo süresi şartını kısalttığında ya da yeni bir ücret kalemi eklediğinde, buna uymaktan başka seçeneğiniz olmaz. Mağazanız bir kural ihlali gerekçesiyle kısıtlanırsa, o gün satışınız durur.
En az konuşulan maliyet ise müşteri bilgisidir. Yıllarca satış yapsanız bile müşterilerinizin çoğuna pazaryeri dışından ulaşamazsınız. Pazaryerinden ayrıldığınız gün, o müşteri ilişkisi de orada kalır.
Kendi sitenin en büyük maliyeti kurulum değildir. Site açıldığı gün kendiliğinden müşteri gelmez. Ziyaretçiyi getirmek için içerik yazmak, Google'da görünür olmak için zaman harcamak, sosyal medyada düzenli olmak ya da reklam vermek gerekir. Bu iş aylar sürer ve pazaryerinde hazır bulduğunuz müşteri trafiğinin karşılığıdır.
Ödeme almak için bir sanal POS (internetten kartla ödeme almayı sağlayan banka hizmeti) ya da bir ödeme kuruluşuyla anlaşmanız gerekir ve bunların da işlem başına kesintileri vardır. Mesafeli satış sözleşmesi, iade koşulları ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili metinlerin hazırlanması da sizin sorumluluğunuzdadır.
Bunlara hosting, alan adı, bakım ve güncelleme giderleri eklenir. Bu kalemleri yıllık olarak nasıl planlayacağınızı dijitale geçişte bütçe planlaması yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Birçok işletme için doğru cevap ikisinden birini seçmek değil, ikisini birlikte ve belli bir planla yürütmektir. Pazaryeri yeni müşteri bulmanın kanalı olarak çalışır, kendi siteniz ise sizi tanıyan ve tekrar gelen müşterinin adresi olur.
Aynı ürünü iki kanalda sattığınızda en sık yaşanan sorun, pazaryerinde satılan ürünün sitede hâlâ stokta görünmesidir. Siparişi iptal etmek zorunda kalırsınız ve bu hem müşteriyi kızdırır hem de pazaryerinde mağaza puanınızı düşürebilir. Kanalları birbirine bağlayan bir entegrasyon (iki sistemin bilgiyi kendiliğinden birbirine aktarması) ile stok tek bir yerden düşmelidir.
Kendi sitenizde ürünü pazaryerinden biraz daha uygun satmak, müşteriyi sitenize çekmenin bir yolu olabilir. Ama bazı pazaryerlerinin satıcı sözleşmelerinde fiyat tutarlılığıyla ilgili şartlar bulunabilir. Fiyat politikasını belirlemeden önce çalıştığınız platformun sözleşmesini okuyun.
Pazaryerlerinin çoğu, platform içindeki mesajlaşmada ya da paket içinde müşteriyi başka bir siteye yönlendirmeyi kurallarıyla sınırlar. Bu kuralları çiğnemek mağazanızın kapatılmasına kadar gidebilir. Bunun yerine markanızın adını ürün ambalajında ve sosyal medyada tutarlı kullanın. Ürününüzü beğenen müşteri, markanızı Google'da aradığında sizin sitenizi bulsun.
Kendi sitenizi açmaya karar verdiyseniz, işi tek bir açılış gününe değil, birkaç aya yayılmış bir plana bağlayın.
İlk aylarda sitenin satışlarını pazaryeriyle karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Bunun yerine sitenin kendi içindeki gelişmesine bakın: ziyaretçi sayısı, sipariş sayısı ve tekrar gelen müşteri sayısı aydan aya artıyor mu?
Kendi siteniz açıldığı gün pazaryerindeki mağazanızı kapatmayın. Yeni sitenin müşteri getirmeye başlaması zaman alır ve bu dönemde gelirinizin büyük kısmı hâlâ pazaryerinden gelecektir. Sitenin satışları belli bir düzene oturana kadar iki kanalı birlikte yürütün. Pazaryerindeki ürün sayısını azaltmayı ancak sitedeki satışlar düzenli hale geldikten sonra düşünün.
Size uyan maddeleri işaretleyin. Hangi grupta daha fazla işaret varsa, oradaki yol büyük ihtimalle sizin için daha doğrudur.
İki grupta da işaretiniz varsa, pazaryerinde kalıp kendi sitenizi yanında büyütmeyi düşünün.
Doğrudan bir etkisi olmaz, çünkü iki kanal farklı müşterilere ulaşır. Pazaryerindeki müşteri genellikle ürünü platformun içinde arar, kendi sitenize gelen müşteri ise çoğunlukla markanızı tanıyan kişidir. Satışların bir kısmının zamanla sitenize kayması ise komisyon ödemediğiniz için genellikle istenen bir durumdur.
Genellikle gelmez. Yeni bir sitenin Google'da görünür olması ve ziyaretçi toplaması zaman alır. İlk siparişler çoğu zaman sizi zaten tanıyan müşterilerden, sosyal medyadan ya da reklamdan gelir. Bu yüzden sitenin açılışını, ziyaretçi getirmek için ayrılmış bir plan ve bütçeyle birlikte düşünün.
Ürün sayınız azsa ve sipariş yoğunluğu düşükse, stok bir süre elle takip edilebilir. Sipariş arttıkça bu iş hata üretmeye başlar. Kanalları birbirine bağlayan entegrasyon yazılımları ya da e-ticaret altyapınızın sunduğu pazaryeri bağlantıları, stoku tek bir yerden düşürür.
Ürün sayınız az, satış şekliniz standartsa hazır bir e-ticaret platformu çoğu zaman yeterlidir. Ölçüye göre fiyatlandırma, bayi sistemi ya da kullandığınız muhasebe programıyla özel bir bağlantı gerekiyorsa özel geliştirme düşünülebilir. Bu kararı nasıl vereceğinizi ayrı bir yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Pazaryerinin kuralları buna doğrudan izin vermeyebilir. Müşteriyle platform dışında iletişim kurmak ya da paket içinden yönlendirme yapmak çoğu platformda yasaktır. Bunun yerine markanızın adını ambalajda ve ürün sayfalarında tutarlı kullanın. Ürününüzden memnun kalan müşteri, bir sonraki alışverişinde markanızı aradığında sizi bulacaktır.
İşe, pazaryerinde sattığınız her üründen elinize gerçekte ne geçtiğini hesaplayarak başlayın. Komisyon, kargo, kampanya indirimi ve iade maliyetini çıkardıktan sonra hangi ürünlerin kendi sitenizde satılmaya daha uygun olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Bu hesabı ve sonraki adımları birlikte planlamak isterseniz ihtiyacınızı bize yazın.